Küresel iklim değişikliği, hızlı kentleşme ve artan su talebi, şehirleri su arz güvenliği açısından her zamankinden daha kırılgan hâle getirmektedir. Taşkınlar, kuraklıklar ve su kalitesindeki bozulmalar, hem altyapı sistemlerini hem de toplumsal yaşamı sosyal, ekonomik ve sağlık açısından etkileyerek kritik riskler oluşturmaktadır. Ayrıca yüksek maliyetli ve sürdürülebilir olmayan kısa vadeli çözümlerin uygulanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, gelişen dünyada su dirençliliği hedefine ulaşılması için, “Suya Duyarlı Şehirler”in yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.
BM SKA 6: Temiz Su ve Sanitasyon, SKA 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar ve SKA 13: İklim Eylemi kapsamında, şehirlerin risklerine karşı dirençli altyapılar geliştirilmesi öncelikli bir konudur. Bu bağlamda, suya duyarlı şehir yaklaşımı, kaynaktan musluğa su güvenliğini önceleyen, arz-talep dengesini gözeten, su yatırımlarını önceliklendirerek finansal kaynakların optimizasyonunu sağlayan sürdürülebilir kentsel planlama sürecinin merkezinde yer almaktadır. Bununla birlikte, su, enerji, gıda ve ekosistem bağlantısallığı, kurumların, sektörlerin ve paydaşların ortak planlama süreçlerinde bir araya gelmesiyle mümkündür. Bu yaklaşım mevcut su arzını güvence altına almakla kalmayıp, iklime uyum ve krizlere karşı dayanıklılığın güçlendirilmesi hedeflerini de desteklemektedir.
Düşük etkili gelişim (LID), sünger şehirler ve yeşil altyapı gibi uygulamalarla taşkınlara karşı direnç artırılırken yüzey akış kaynaklı kirlilik azaltılmaktadır. Su temin şebekelerinin izlenmesi, kullanımın kontrolünü ve kayıpların düşürülmesini sağlamakta; geleneksel olmayan su kaynaklarının ve kurakçıl peyzaj uygulamaları gibi ekosistem ve doğa temelli çözümler sürdürülebilir su yönetimine katkı sunmaktadır. Bu uygulamalar ayrıca kirliliğin azaltılmasına, sera gazı emisyonlarının düşürülmesine, biyoçeşitliliğin korunmasına, afet risklerinin azaltılmasına ve halk sağlığının iyileştirilmesini sağlamaktadır.
İklim değişikliği, doğal afetler ve nüfus artışı temiz suya erişimi zorlaştırırken, İçme Suyu Güvenliği Planı yaklaşımı suyun kaynaktan musluğa bütüncül yönetilerek güvenli, maliyet etkin ve sürdürülebilir su temini konusuna yeni bir açılım getirmektedir.
Bu oturumda, yerel yöneticiler, politika yapıcılar, uluslararası kuruluş ve örgütlerin temsilcileri ve akademisyenleri katkı ve katılımlarıyla şehirlerin iklim değişikliğine karşı dirençli, çevresel açıdan duyarlı ve afetlere dayanıklı hâle gelmesine yönelik politika, teknoloji ve yönetişim çözümlerini tartışmayı amaçlamaktadır. “Suya Duyarlı Şehir” uygulama örnekleri, dijital ve yenilikçi teknolojiler, finans imkanları ve kısıtları ile uygulama önerileri ele alınacaktır.
5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nun " Çatışan Çıkarların Ötesine Geçmek: Su-Enerji-Gıda-Ekosistem Bağıntısını İleriye Taşımak" alt temasıyla uyumlu olan bu oturum, aynı zamanda Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı UNFCCC COP31 ve BM 2026 Su Konferansı'na yönelik küresel ivmeye de katkıda bulunuyor.
Hedefler ve beklenen çıktılar:
Anahtar kelimeler: Suya duyarlı şehirler; su kayıpları; geleneksel olmayan su kaynakları; sünger şehirler; iklim dirençli altyapılar